Ana Menu
Şu anda 1 konuk çevrimiçi

Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller
Reklam
Halk Dansının Kökeni Yazdır e-Posta


  Dans etmek insanın bedensel ifade şeklidir, denebilir. Ancak, kadim toplumlarda dans eğlenmek için değil, kutsal bir merasimin içeriğinde, tapınmanın bir türü olarak gelişmiştir.

  En kadim şeklini Asya şamanlarının davul veya tef eşliğinde transa geçerken uygulayıp ürettikleri hareketlerde görüyoruz. Alttaki resmin solunda kollarını göğe doğru yükselterek dans eden üç kişi görülüyor. Bu toprak kap parçasındaki kabartma Urfa ilimize yakın olan Nevali Çori kazılarında bulunmuştur. Tüm bölge kadim Neolitik kültürün (yaklaşık M.Ö. 10,000 yıl) izlerini taşır.

  Sağdaki resim ise yine Neolitik döneme ait İran'da bulunmuş bir çömlek parçasının görüntüsüdür. Soldaki resmin kaynağı: (12,000 Yıl Önce Neolitik dönem, Yapı Kredi Bankası yayını, sayfa 26) ve sağdaki resmin kaynağı: (İnternational Herald Tribune gazetesi, 1 Mart 2001)
  Her iki resimde kollarını havaya doğru yükselten insanların gök ve güneş kültü ile ilgili bir ayine katıldıklarını söyleyebiliriz. Sağda görülen güneş simgeleri bu görüşe destek verirken Anadolu halk danslarının da kökenine inmiş bulunuyoruz.

  Altta görülen kap Çin'in Neolitik döneminden kalma olup 1973 yılında Qinghai eyaletindeki biNoel bayramının kökeni Türkler"
>
> İnanabilir misiniz, yüzyıllardır Hıristiyanları'n İsa'nın doğuşu
> olarak kutladığı Noel bayramının, çok eski Türklerin yeniden doğuş
> bayramı olduğuna? Nereden nereye, inanılacak gibi değil, değil mi? Ben
> de ne yazık ki, yeni öğrendim.
>
>
> Bu senenin galiba ilk başlarında idi Adnan Atabek imzalı bir e-mail
> aldım. Çok ilginç gelmişti, Hıristiyanları n Noel bayramını tamamıyla
> Türklerden almış olduğunu gösteriyordu. Fakat üzerinde durmaya vaktim
> olmadı, hem de Noel zamanına doğru ele almayı düşünmüştüm. Bu arada
> Türk devletlerinden başka birilerine aynı konuyu bilip bilmediklerini
> sordum.
>
> Bana İran'ın Azerbaycan bölgesinden İsmail Bey'den yanıt geldi,
> verdiği yanıt birebir aynı olmasa da çok uyduğunu gördüm. Olay şöyle:
>
> Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre,
> yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı
> bulunuyor. Bunun tepesi, gökyüzünde oturan Tanrı Ülgen'in sarayına
> kadar uzanıyor, buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak
> bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.
>
> Ülgen, insanların koruyucusu, o sakallı ve kaftan giymiş olarak
> sarayında oturuyor ve geceyi, gündüzü, güneşi yönetiyor. Türklerde
> güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin
> uzamaya başladığı
> 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün
> geceyi yenerek zafer kazanıyor. Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum
> olarak algılanıyor
>
> Türklerde. Bayramın adı Nargudan, nar=güneş, tugan, dugan=doğan.
> Doğan güneş. Astronomik olarak o günden itibaren geceler kısalmaya,
> günler uzamaya başlıyor. İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu,
> Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar. Güneşi geri
> verdi diye Ülgen' e dualar ediyorlar. Duaları
> Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına
> bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan. İnanca
> göre bu dilekler muhakkak yerine geliyormuş. Bu bayram için, evler
> temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor.
>
> Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük
> babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte
> yiyip içiyorlar. Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve
> şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür
> çoğalır, uğur gelirmiş.
>
> Yazılana göre akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.
> Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden bu olayın Türklerden
> Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden
> sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa'nın doğumu ile hiç
> ilgisi yok. Doğum, güneşin yeniden doğuşu.
>
> Meydan Larousse'da, İsa evrenin nuru olarak algılanıyor ve bu olayın
> Pagan halklardan alınıp İsa'ya yakıştırıldığı yazılıyor. İnternette
> yazılanlara göre, İmparator Konstantin (324-337) zamanında İznik'te
> toplanan konsülde,
>
> 22 Aralık'ta güneşin doğumu için yapılan bu Pagan Bayramı'nı İsa'nın
> doğumu olarak 24 Aralık'a alınıyor ve Noel Bayramı deniliyor. Batı
> kilisesi ise, yani Katolikler 25 Aralık'ta kutluyorlarmış bunu. Çam
> süsleme ise ilk 1605'te Almanya'da görülüyor, oradan Fransa'ya
> geçiyor.
>
>
> Ne kadar ilginç değil mi? Batı, en büyük bayramını göçebe, ilkel
> olarak tanımladığı Türklerden yürütmüş. Yeni yapılmakta olan
> çalışmalarla Batı'ya Türklerden kim bilir daha nelerin geçtiği ortaya
> çıkacak?
>
>
>
> Belki de yazının ve dillerin anası Türkler olduğu kanıtlanacak.
> kazıda bulunmuştur. Kabın iç cidarında el-ele tutuşarak bir güneş simgesi etrafında dans eden 15 kişi bulunuyor. Yan tarafa doğru uzayan başlıkları ve kamaları ile bu insanların Karadeniz horonu tepen gençlere olan benzerlikleri çarpıcıdır. (Kaynak: A Journey İnto China's Antiquity, Pekin Müzesi yayını, sayfa 95)

 

Günümüzde halen güneş kültünden türeyen şaman (Kam) geleneğini sürdüren kültürler bulunmaktadır.

  Solda  Orta-Asyalı (Tuva Türk'ü) kamın ayini ve üstte bir İnka dokumasındaki insan motifleri görülüyor. Başlık şekillerindeki ve kıyafetlerdeki ortak özellikler kadim bir kök kültüre işaret etmektedirler.