Ana Menu
Şu anda 2 konuk çevrimiçi

Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller
Reklam
Kayıkçı Ali Yazdır e-Posta


Vakti zamanında Istan bulda Sarayburnu ile Büyükada arasında 2 kişilik kayığıyla
bir nevi taksicilik yapan Ali isminde yiğit mi yiğit, yakışıklı mi yakışıklı
çapkınlığıyla da dillere destan bir kayıkçı varmış.

Müşterileri çoğunlukla son vapura yetişmesi asla mümkün olmayan, Büyükada'da
ikamet eden Kumkapi meyhanelerinin gayr-i müslim konsomatisleriymis.

Konsomatris dediysek, sakin ola umumi kadın ile karıştırılmaya. . Dönemin konsomatrisleri,
efkar dağıtılan meyhane ve pavyon sofraları müdavimlerini daha ilk kadehi yudumlamadan
sarhoş edecek kadar güzel ve bir o derece de namuslularmış. Müşteriyle iliksileri
sadece ve sadece müessesenin onları kolayca sövüşleyebileceği kıvama kadar sarhoş
etmekmiş.
Lakin bu kadınların ortak yanları varmış ki, o da bizim Kayıkçı Ali'ymiş.
Ali'nin kayığına binip de, Büyükada'ya varmadan, Heybelinin hemen arkasında mehtap
altında, dalga üstünde Ali'nin tezgahından geçmeyen yokmuş. Ali de Ali'ymiş hani...
Öylesine bir çekiciliği varmış ki, kayığına müşteri olup da kürek çeken kaslı kollarını,
Ay ışığında parlayan kavruk tenini gören daha Kinali'ya bile varmadan Ali'nin
karsısında bir mum gibi eriyormuş.
Eee, Kayıkçı Ali de müşteri velinimettir anlayışıyla hiç birine hayır demiyor sessizce
isini görüyor, ve lakin kayıkta olanı biteni asla ve asla hiç bir mecliste mevzu bahis
etmiyormuş.

Günlerden bir gün, Çukurova'nın güzelliği ve dirayeti dillere destan, uğrunda
bıçaklar çekilen kursunlar atılan, mekanlar basılan Afet-i Devran Neriman'ı
Kumkapı'nın en ünlü meyhanelerinden birine transfer olmuş. Bu Neriman Venüs
kadar güzel, lakin Rahibe Teresa kadar da frijitmis. Rivayet olunurmuş ki
Neriman'ı tezgahından geçirecek er kişi henüz ahir zamana intikal etmemiş, o
mübarek ana o yavuz yiğidi daha doğurmamıştır. .

Her nasılsa temmuz gecelerinden bir mehtaplı gecede , Afet-i Devran
Neriman'ın Büyükada'ya gitmesi icaba etmiş. Çevresindekiler acele etmemesini
sabahı, ilk vapuru beklemesini önermişler. Dinlemeyip ısrar edince de
Ali'nin namını anlatmışlar. Şuh bir kahkaha savurmuş Neriman,
- "Hahahayyyyt, demiş, O kayıkçı parçası mi namusumu el sürecek?" 
Aman yapma etme büyük konumsa, Ali'nin kayığına binip de donuna
dokunmadan inen yok demişler.. Dinletememişler.

Nihayet binmiş Neriman Ali'nin kayığına.. Çek demiş Büyükada'ya.. Hayhay
demiş Ali.. Vira bismillah çekip asilmiş küreklere.

Moda burnu hizasına geldiklerinde, Neriman dayanamayıp göz ucuyla kaçamak
bakışlar atmaya başlamış Ali'ye... Bir yandan Ali'nin narininin hiç de
haksiz olmadığını düşünürken bir yandan da içinde kıprasan karsı koyamadığı
arzuya gem vurmaya çalışıyormuş. .

Bir kaç kez göz göze gelmişler... Ali hiç ses etmemiş. Derken Neriman'ın kaçamak
bakışları sıklaşmış.. Zapt etmeye çalıştığı arzuları coştukça coşuyormuş..
Öte yandan da uğruna erkeksiz yasadığı belki de eline erkek eli değmeden mundar
olup öte aleme hicretine sebep olacak namı geliyormuş aklına... O içinde böyle fırtınalar
yasarken, Ali sessizliği bozuvermiş , bir yandan küreklere asılırken bir yandan da
nasihat verir gibi, of çeker gibi mırıldanmaya başlamış
- "Derleeeeeer, derleeeeeer, derleeeeeer, derleeeeeer. .."
Ses etmemiş Neriman.. Ali devam etmiş ,
- "Derleeeer, derleeer, derleeer, derleer..."

Neriman zaten hormonlarıyla amansız bir cenk halında, Ali'nin umursamazlığı ve derleeer
derleeer seklindeki hu çekmesi iyice sinirlerini bozmuş ve çıkışmış:

- "Ne derler be!? Ne derleeeer?"

Ali sakin, türkü kıvamında, sanki kendi kendine sesli düşünüyormuş gibi devam etmiş..

- "Derleeer derleeeer. Ali'nin kayığına bindin bir kere Neriman. Vermesen de verdi derleeer..."