Ana Menu
Şu anda 10 konuk çevrimiçi

Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller
Reklam
Bir yonetim nasıl çöker Yazdır e-Posta

Beşiktaş Çırağan'da Yahya Efendi Türbesi vardır bilir misiniz?
 
Kanuni Dönemi'nde yaşamış bir alimdir kendisi.
 
Halen bir mescidin de ibadete acık olduğu Yahya Efendi türbesi bugün de geçmişteki o mistik özelliğini devam ettirmektedir.
 
Yasadığı donemde Kanuni ile arasında cereyan eden bir öyküden bahsedeceğim bugün size.
 
Umarım ibret alırız.
  
***
 
Kanuni Sultan Süleyman,en yüksek duruma getirmiş olduğu devletin akıbetini hayal eder,günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer çökmeye yüz tutar mi diye derin derin düşünmeye baslar…
 
Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi 'ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder.Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahya Efendiye gönderir…
 
"Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları'nin akıbeti nasıl olur? Bir gün olurda izmihlale uğrar mi?"  seklinde mektubunu gönderir.
 
Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahya Efendinin cevabi bir bakıma çok kısa bir bakıma içinden çıkılmaz bir hal alır:
 
"Nemelazım be Sultanim!"
 
Topkapı Sarayında bu cevabi hayretle okuyan Sultan, bir mana veremez.. Yahya efendi gibi bir zatin böylesine basit bir cevapla isi geçiştireceğini pek düşünmez.Söylenmeye baslar:
 
"Acaba bilmediğimiz bir mana mi vardır bu cevapta?"
 
Nihayet kalkar,Yahya Efendinin Beşiktaş'taki dergahına gelir..
 
Sitem dolu sorusunu tekrar sorar:
 
"Ağabey ne olur mektubuma cevap ver.Bizi geçiştirme,soruyu ciddiye al!"
 
Yahya efendi duraklar:
 
"Sultanim sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi?Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim."
 
"İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım.Sadece nemelazım be sultanim demisiniz.Sanki beni böyle islere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum."
 
 
Yahya Efendi bu cevaptan sonra su akil almaz açıklamasını yapar:
 
"Sultanim!Bir devlette zulüm yayılsa, haksizlik şayi olsa, işitenler de nemelazım, deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizleseler, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere cıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, iste o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, haklin itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir…."
 
Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca sultan, söyleneni başını sallayarak tasdik eder, sonra da kendisini böyle ikaz eden bir alime memleketinin sahip olduğu için Allah'a şükreder, bu turlu ikazlardan geri kalmaması için tembihte bulunarak oradan ayrılır…
 
 

Mektup bugün Topkapı da sergi halindedir…