Ana Menu
Şu anda 3 konuk çevrimiçi

Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller
Reklam
Gülünüzü yolun başındayken seçin Yazdır e-Posta

Vaktiyle, görkemli bir malikanede yaşayan, yaşlı, çok zengin bir adam varmış.
Malikane, gözalıcı güzellikte güllerin yetiştiği bir bahçenin içinde yer alıyormuş. Bu
yaşlı zenginin evine, her hafta belli bir gün, orta yaşlı, tatlı dilli bir bohçacı kadın
gelir ve yepyeni birbirinden güzel, pahalı kumaşlarını önce adama sonra
çalışanlarına sunarmış...
Bir gün yine Malikane ye gelmiş kadın yeni kumaşlarıyla, bekleme salonuna almışlar
onu... Yaşlı, zengin ev sahibi biraz gecikince sıkılmış kadın ve duvarlarda asılı
fotoğrafları incelemeye koyulmuş. Adam gelince "Beyim"demiş, "gençlik
fotoğraflarınıza bakarken düşündüm de, çok ama çok yakışıklıymışsın. Mal mülk para
desen, malum. Eee pek iyi de bir adamsın tanıdığım kadarıyla, o zaman niye hiç
evlenip aile kurmadın be beyim?"
Adam gülümsemiş ve "madem garibine gitti, anlatayım" demiş. "Ama önce gül
bahçesine çık ve bahçemin en güzel ama en güzel gülünü getir,"demiş. "Ama kapıya
giderken seç, eve geri dönerken değil!"
Kadın şaşırarak "peki" demiş ve çıkmış bahçeye...
O büyüleyici güllerin arasında ilerlerken bir türlü karar veremiyormuş. "Şu güzel, bu
güzel, yok yok belki ileride daha güzeli vardır" diye... Fakat bir bakmış ki bahçe
kapısına gelmiş ve duvar dibinde gölgede kalmış bir kaç çelimsiz gülden başka gül
yok?!
Ne yapsın dönerken seçemeyeceği için ve o güller de güzel olmadığı için eli boş
dönmüş.
Adam "Hani en güzel gül?" diye sorunca anlatmış durumu...
Yaşlı zengin demiş ki:
"Anladın mı şimdi benim tüm hayatım boyunca niye evlenemediğimi? Doyumsuz
olmasaydın eğer daha güzeli, daha iyisi, bunun rengi, bunun dikeni diye... Ve
sarılsaydın dört elle sevdiğini, beğendiğini hissettiğin o güzelim güllerden birine,
ellerin bomboş olmazdı benim gibi yolun sonuna geldiğinde..."