Ana Menu
Şu anda 6 konuk çevrimiçi

Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller
Reklam
Aç Gözlü Yazdır e-Posta


Halinden çok fakir olduğu anlaşılan bir adam, oltayla balık tutuyordu. O sırada
oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona, "Oltana
ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim"
dedi. Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı. Hükümdar
balıkçıya, "Ne yapalım, oltana ağır bir şey takılmadı" diyerek onu da alıp saraya
döndüler.
Saraya varınca adamlarına, balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini
emretti. Kemiği terazinin kefesine koydular, öbür kefesine de altın koymaya
başladılar. Beş, on, yirmi, elli diyerek altınları koydular ama kemik yerinden
oynamıyordu. Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde, tahminlerin on
misli üzerinde altın koydular kemik bana mısın demedi. Altını doldurmaya devam
ettiler, terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kımıldamıyordu.
Bunda bir sır olduğunu anladılar. Âlim bir zat çağırıp bu sırrın ne olduğunu
sordular. O mübarek zat kemiği eline alıp şöyle bir baktıktan sonra şu açıklamada
bulundu: 
"Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi
koysanız yine tartamazsınız, yerinden oynamaz. Çünkü doymaz. Ama bir avuç
toprak bunu doyurur."

Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik yukarı kalkıverdi