Ana Menu
Şu anda 6 konuk çevrimiçi

Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller
Reklam
Susmak ve Öğrenmek Yazdır e-Posta

 
Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. 
Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam
akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun gelişini iple çekerdim.
Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper
sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir
araya gelirdik babamla.Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca
da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde
sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da
mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye 
çıkışır, beni odama gönderirdi.
Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam
arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye
bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir
odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye
cesaret edemezdim. 
Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon  seyrederdi.
Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa
beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam
oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz.
Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak
başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.'
diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama
bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 
'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu  annem halimi.
Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama
kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. 
Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum. Annem
odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.' dedi bir gün. Susuyor olmamı
usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım? 
 
Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her
zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi
getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş.Bu adam benim herhalde.' dedi.
Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk
sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi.
Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.'
dedim. 
Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla
başladım anlatmaya.Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp
küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük
kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. Siz benimle konuşmaya
çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir
şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve
bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye. 
 
Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına inanamıyorlardı. Bana
sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki  sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan
dinleyecekler gibiydi
 
Farkında' Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı 
 
Ömür Dediğin Üç Gündür,
 
Dün Geldi Geçti
 
Yarın Meçhuldür,
 
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
 
O Da Bugündür