Ana Menu
Şu anda 6 konuk çevrimiçi

Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller
Reklam
Ayaz adlı bir köle Yazdır e-Posta

 

Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, bir gün Sultan Mahmud'un
kölesi olmuş. Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken
Sultan'ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedârı tayin edilmiş
ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş. Bu gelişmeyi
gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri
yüzünden, basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine
çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özellikle Sultan
yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil
ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar. 
 
Bir gün Sultan'ın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş: "Köle
Ayaz'ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi
çaldığından adım gibi eminim." Sultan kulaklarına inanamamış. "İşin aslını kendi
gözlerimle görmeliyim" demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları
seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve
sandığa gittiğini görmüş. Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş
alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir
elbise! 
 
Aynanın karşısına geçmiş. Kendi kendine, "Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin
zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun? " diye sormuş. "Bir Hiçtin sen... Hepsi
hepsi satılacak bir köleydin. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk
insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, elindekilere
göre senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla! " 
 
Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş. Hazine dairesinden
çıkarken birden Sultan'la yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayaz'ın yüzüne dikmiş
dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki,
konuşmakta güçlük çekmiş. "Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedârıydın, ama
şimdi kalbimin hazinedârısın. Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi
sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin."
 
 (Alıntı)